Bir banka müdürünün bazı ünlüleri dolandırması, bazı iktidar şakşakçılarının ikiyüzlülüğünü de ortaya çıkardı.

Mesela Arda Turan…

İktidarı ve politikalarını dibine kadar destekliyor yetmedi reklamını yaparak kamuoyu algı oluşturma çabalarına destek veriyordu.

Yeni sistemi de iktidarın faizi nassa bağlama çabasına da en çok takdir edenlerdi.

Reis, ‘size bize ne oluyor, nass var nass’ diyerek faizi indirdiğinde çok sevinmiş, ekranlarda bu uygulamanın ve iktidarın ekonomi politikalarının mükemmelliğini anlatmıştı.

Meğerse hepsi ikiyüzlülükten ibaretmiş.

Faize karşı olduğu, iktidarın faiz politikasını desteklediği de külliyen palavraymış ki parasını yüksek faize yatırdığı ortaya çıktı.

Ha bir şey daha açığa çıktı ki Arda ve türevleri, o çok sevdikleri Cumhurbaşkanlarının sözünü pek dinlememişler. 

İktidarın, Cumhurbaşkanı’nın ve ekonomi yönetiminin tüm çağrılarına, tüm taleplerine ve tüm arzularına rağmen birikimlerini Amerikan doları olarak saklamayı tercih etmişler. 

Kur korumalı mevduata yanaşmamış direk dolar biriktirmişler. 

Bizim için hiç sürpriz değil, Arda ve Arda gibilerinin sayısının oldukça fazla olduğunu zaten yazıyorduk.

Hatırlarsanız, iktidarın ekonomik politikasını destekler görünüp de aksi davranan illeri de yazmıştım.

İktidarı en yüksek oranda destekleyen iller, döviz mevduatında en yüksek orana sahip iller demiştim.

Neyse. İkiyüzlülüğünüz size kalsın, bize de ibret almak düşsün bu kıssanın hissesi olarak…

Malumunuz iktidarın yeni ekonomi politikası yönetimi ve yeni ekonomi anlayışı sebebiyle faiz artmaya başladı. Olan Arda ve Arda gibilerine olduktan sonra tabi!

‘Nas var nas’ politikasından 27 ay sonra vazgeçildi ama Bağdat harap olduktan sonra…

İşin trajik yanı Arda ve onun gibileri, o övmek zorunda kaldıkları ‘nass’ politikasının kurbanı oldular.

Doru bir ekonomi yönetimi olsaydı Ardalar da biriktirdikleri paraları legal yollarla değerlendirir ve bu hezimeti yaşamazlardı.

Üzüldük mü? Hayır…

Hak ettiniz…

İktidar, Mehmet Şimşek ve ekibi göreve başladıktan sonra geçtiğimiz haziran ayında faizleri yükseltilmeye başladı. O da gıdım gıdım…

Öyle olunca da pek bir işe yaramadı haliyle…

Merkez Bankası faiz arttırmaya haziran ayında başladığında, yani sadece altı ay önce faiz yüzde 8,5 idi.

İktidar, söz dinlemiyor diye Naci Ağbal’ı görevden aldığında 1 ABD Doları almak için 7 lira 48 kuruş yetiyordu.

“Nas var nas” dediğinin ertesi günü Dolar, 17 lira 62 kuruşa fırlamıştı. Dünkü kur ise 28 lira 76 kuruştu.

Ha bir de. Damat Bakan göreve geldiği gün (10 Temmuz 2018) Dolar kuru 4 lira 53 kuruştu.

İnsan hafızası unutkanlıkla malul.

Tekrar hatırlatayım dedim.

HER YAHUDİ SİYONİST DEĞİLDİR!

İsrail’i ve fanatik Yahudileri eleştirirken biraz dikkatli olmak, bazılarını tenzih etmek gerekiyor.

Hata onları el üstünde tutmazı gerekiyor cünkü bizimkiler kola dökerek İsrail zulmünü engelleme saçmalığını ısrarla sürdürürken, bahsettiğimiz Yahudi kökenlilerin tavrı İsrail’e diz çöktürecek kadar etkili oluyor.

İsrail’in başındaki Siyonist katil, Müslüman ülke vatandaşları ve liderleri hiç takmıyor ama Batı’nın ve Yahudi kökenlilerinin oluşturduğu karşı kamuoyundan son derece tedirgin oluyor.

İsrail’in ilk başkanı Ben-Gurion; “Ben bir Arap lider olsaydım İsrail’le asla barış yapmazdım. Bu tabiidir. Biz onların ülkelerini aldık. Bunu bize Tanrı vaad etti, fakat bu onlar için ne ifade eder? Bizim Tanrımız onların değil. Evet biz İsrael’den geliyoruz ama iki bin yıl önce. Bu onlara ne ifade eder ki… Evet anti-semitizm ve Holokost oldu ama bu onların (Arapların) kusuru değil” diyordu.

Bugün onun gibi düşünen ve izinden pek çok Yahudi var.

Bir tanesi de İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesi yazarı Elias Zananiri mesela…

Adam açık açık; “İsrail’de neo-faşizmin yükselmesi İsraillileri de Filistinlileri de ciddi surette tehdit ediyor” diye yazıyor ve yolsuzluğa batan Netanyahu’nun kendini kurtarmak için otoriterizme gittiğini iddia edebiliyor.

Haliyle bize de muhalif Yahudileri tenzih etmek, katil Netahyahu’yu protesto eden ve barış isteyen Yahudileri de selamlamak düşüyor.