Sakarya çevresinde hayatı yürünemez hale sokan, gerçek belki Bayram öncesi kafamıza dank etmiştir…Haydarpaşa-Adapazarı Atatürk Bulvarı arasında yüzyıldan fazla zamandır insan taşıyan;

       O, Türkiye’nin en iyi, en verimli demiryolu ulaşımı hattı Adapazarı                ( Sakarya) için, bugün tüm zamanlardan da fazla ve MUTLAK bir ihtiyaç…

           Bakın; son iki üç gündür İstanbul-Anadolu arasındaki D.100 ( E.5), TEM ve  tüm yollarda ulaşım resmen felç…O yollar için Devlet alarm veriyor, Devlet!..

           Otoyollarda ve duble yollarda, Bayram süresince yaşanacak, “ cinayet gibi kaza!” veya “ TEM yine kan gölüne döndü!” diye vurgulanan, nice ölümlü kaza duyacağız… Dileriz, Bayram’da canlar yanmaz; ailelerde acılar yaşanmaz…

           Acıları en aza indirecek çözümler için Bayram da bir vesile olmalı! Her gün karşılıklı 18-20 sefer yapan, istenirse 10-15 vagonluk katarla büyütülen; günde, yüzlerce otobüslük yolcuyu tek seferde Atatürk Bulvarı’na getiren;

            Sakaryalı, Haydarpaşa-Adapazarı Tren Hattı’nın en kısa süre içinde işletmeye açılmasını Türkiye’yi Yönetenlere dayatmalı! O HAT, yalnız TEM’i, D.100’ü rahatlatmayacak; biz dar gelirlilerin cebini de rahatlatacak : -)

           İstanbul’da yaşayan dar gelirli 4 kişilik bir aile; Bayram’da büyüklerinin elini öpmek için şu Bayram’da otobüsle Adapazarı’na nasıl gelecek? Yalnız geliş, dönüş otobüs parası en az 160 TL…Yanına da hediye mendil als, bu ay battın!..

            Trenimiz olsaydı, bu büyük görevi yarı parayla daha kolay hallederdik!

            Sakın bir aklı evvel çıkıp bana, “ Eee, İstanbul Treni var ya!” demesin. Hiç bir Sakaryalı gerçek İstanbul’a gitmek için O Pendik Treni’ne binmez. Binmiyor zaten!..

           Beş yıl önce O Trenle yapılan günlük insan taşıma rakamı, bu günkü rakamlarla karşılaştırılsa dudaklar uçuklar… Sakarya Halkı da ancak belki o zaman, “ Bizi bu hale kimler soktu? Halk için çalışıyoruz diyenler, aslında kim için çalışıyor?” diyecektir…

           Siyaset, verdiği yanlış kararların, geri dönüşü çok zor toplumsal, ekonomik yıkımlar yaşattığını, ancak kendisi O enkazın altında kaldığı zaman anlar…Ama, O yanlışı yine de inkar eder!

          Sakarya Halkı, Bayram kutlamalarında, bizi Adapazarı Atatürk Bulvarı’ndan  alıp, Haydarpaşa’da denize kadar götüren; O Tren’in en kısa zamanda hizmete girmesini her zeminde dile getirmeli…

           Yetmez; Siyaset neden anlar???  

           Halkın en ikna edici, en vurucu gücü; Seçilmişleri OY SİLAHI ile yola getirmektir! Halkın önüne yeni bir Genel Seçim konulacak gibi… Sakarya Halkı da Siyasetin önüne,   “ Şu sorunlarımızı çözene, ama gözle görülür, inandırıcı sözler verene, ben de oy veririm!” tavrını koyabilmeli…Haaa!!!

            Sözlerim; Siyasetin arka kapısı olmuş, yandaşlığa soyunur görüntüsü veren kimi meslek ve Sivil Toplum oluşumlarına değil; Sakarya Halkına’dır : -)

 

                               KENYA KURUCU DEVLET BAŞKANI

            Türkiye’nin, devlet olarak sahip olduğu inanılmaz kurum ve kuruluşlar satıldı. Öyle ki, kimisi her devlet için hayati önem taşıyabilecek dev kurum ve kuruluşlardı. Yunanistan’ı iflastan kurtarabilecek kadar büyük olanlar da vardı..

           Türkiye, son yıllarda ne zaman ekonomik bir sıkıntıyla sallansa, bir bakıyoruz Cumhuriyet’in olmazsa olmaz kurum ve kuruluşları satışta!..Şu gün de, yine böyle bir aşamaya doğru gidiliyor gibi…

          Cumhuriyet’in servetleri ye ye bitirilemedi!..Hala Dünyanın ağzını sulandıran sayısız servetimiz de var!.. Bakmayın siz, “ Ekonomimiz çok iyi yönetiliyor!..Dünya krizleri bile bizi sallayamıyor!” demelere…Hazırdan yiyoruz; Devletin inanılmaz mal ve mülkleri satıldı, hala da satılıyor…

          Ben de diken üstündeyim!..Çünkü, üç kıtada hükümran koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nu yerle bir eden Tanzimat sonrası süreç aklıma geliyor..Tabii, O tarihte PERA’da türeyen yabancı ülkelerin tefecileri de…

            Tanzimat sonrası O tefecilerden ve yabancılardan alınan borçlarla yapılan Saraylar unutulur mu? Devlet eşsiz topraklarını kaybeder, yıkıma doğru hızla giderken, Padişah Sarayları yaptık, gırtlağa kadar borca battık…

           Bu Muhteşem Cumhuriyet’i kuranlar; bir avuç yaşlı, kadın, çoluk çocuktan oluşan 10-12 milyonluk nüfusla ve dev bir Duyun-u Umumiye borcu ile baş başa kalmadı mı? Yiyecek ekmeğin yok; yığınla borcun var!..

           İnanılır bir şey mi; biz bugün bile O Cumhuriyet’in mirasını yiyoruz; yiye yiye de tüketilemedi!..Ama, asla unutma! Miras yiyip, yatan, geleceğini yer!

           Atatürk bize eşsiz bir ülke bıraktı! “ Türk düşmanı” denilen, İngiliz Başbakanı Lloyd George, Atatürk için boşuna; “ Yüzyıllar nadiren dahi yetiştirir… Şu şanssızlığa bakın ki, bu yüzyılda O Büyük Dahiyi Türkler yetiştirdi!” dememiş!

          Öylesi Dahi’ler artık hangi ülkeye nasip olur bilemeyiz!..Bilmemiz gereken, ülkemizi-şehrimizi; yaşamlarını, birikimlerini,yaptıklarını bildiğimiz, yüzde yüz Hukuk’a saygılı, güvenilir Seçilmiş ve Atanmış Yönetenlere teslim etmektir. 

           Yazımı, Dini bir Bayram öncesi, Bayram’da biraz düşünme fırsatı bulur, herkesle belki paylaşabiliriz diye; Kenya Kurucu Devlet Başkanı’nın sözleri ile de bitireyim;

           “ Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim ellerimizde topraklarımız vardı…Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler….

          Gözümüzü açtığımızda ise; bizim elimizde İncil, Onların elinde ise topraklarımız vardı!..”