Yüzyılın depremi olarak Türkiye tarihine geçen Marmara Depremi’nin üzerinden 16 yıl geçti.

Bugün hala tabutluk diye adlandırdığımız, o çok katlı hasarlı binalar ayakta. İşin en korkunç yanı ise bu binalar içerisinde oturanlar var…

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hüsnü Gürpınar, bugün hala ilimizde 810  hasarlı konut bulunduğunu açıkladı.

Bu binalar depremde hasar gören ve güçlendirme yapılması istenen binalar. Ancak geçen 16 yıl içinde bu binalara güçlendirme, onarım yapılmadı. Hatta onarım süreleri 3 yıl önce doldu ve yıkım kararı çıktı. Ancak, geçen 3 yıl içinde de bu binalar için hiçbir şey yapılmadı. Yapılmadığı gibi bu konutlarda insanların oturmasının da önüne geçilmedi.

Sıkıntı sadece yıkım bekleyen 810 konutla da sınırlı değil.

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hüsnü Gürpınar, şehirdeki orta hasarlı binaların yanı sıra hasarsız gibi görünen binaların yeni deprem yönetmeliği şartlarını karşılamadığını belirterek, şiddetli bir depremde bu binaların can ve mal kayıplarına sebep olabileceği uyarısında bulunmuş. Yani bu durumda şehrimizde tam  25 bin konut bulunuyormuş.

Görünen o ki 16 yıl önce yaşadığımız o büyük felaket ve ardında bıraktığı o büyük acılar bize ders olmamış. Ders olmuş olsaydı, 3 yıl önce yıkım kararı çıkan 810 konut ne pahasına olursa olsun yıkılır, insanların hayatı risk altına sokulmazdı.

Olası bir depremde bu tabutlukların altında kalan canların vebali kimin olacak?

Bunun hesabı kimden sorulacak?

Tabi ki yıkım kararı olmasına rağmen, bu binaları yıkmayan yöneticilerden…

Artık silkinip bir kendimize gelelim. Yok oy kaygısıydı, yok onun bunun adamıydı, yok arkasında dayı vardı gibi bildik korumacılıkları, savsaklamaları, kendini düşünmecileri, rantları bir kenara bırakalım. İki gün sonra depremin 16. yılı dolacak. O acıları bir daha bizlere yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Sağlam yapılar, güvenli konutlar insan canı bu kadar ucuz değil.

Saygı değer yetkililer, sizlere olan saygımızı, güvenimizi ve inancımızı artık sarsmayın…

Acılarımızın 16. Yıldönümünde, radikal kararlar alın ve bu acıları bir daha bizlere yaşatmayın. Biraz olsun kendinizi, eşinizi, dostunuzu, dayınızı, oyunuzu, rantınızı düşünmeyin, birazda vatandaşı düşünün…

 

 VE ERDOĞAN’IN İSTEDİĞİ OLDU… 

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında yapılan koalisyon görüşmesi beklediği gibi sonuç alınamadı.

Sırada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli var.

Tabiki onunla da hükümet kurulma olasılığı sıfır… Çünkü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ülkenin erken seçime gitmesini istiyor ve tüm senaryolarda onun üzerine kurulmuş ve tıkır tıkır işliyor…

Başbakan Davutoğlu’na verilen hükümeti kurma görevi 23 Ağustos’da sona eriyor.

Daha bu süre dolmadan erken seçimin nasıl yapılacağına dair senaryolar ortada dolaşmaya başladı bile.

Peki nedir bu senaryolar…

Birincisi, erken seçim kararı alınarak mevcut hükümetle seçime gidilmesi.

İkincisi, 256 oy ile güvenoyu alabilecek AK Parti Azınlık Hükümeti'nin Türkiye'yi seçime götürmesi. Üçüncüsü parlamentonun seçim kararı alamaması durumunda ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, anayasadaki hüküm çerçevesinde parlamentodaki temsile göre kurulacak hükümet yoluyla seçime götürmesi.

Bana göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, anayasadaki hüküm çerçevesinde parlamentodaki temsile göre kurulacak hükümet yoluyla seçime gidilecek. Çünkü başrolde mutlak Erdoğan olmalı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven’in yaptığı açıklamada bu tezi doğruluyor adeta…

YSK Başkanı Güven, erken seçim kararının alınmasının ardından 90 gün içinde seçime gitmeye hazır olduklarını açıkladı.

Yani seçim en geç Kasım ayı sonunda…

Yani 29 Kasım’da yeniden sandık başındayız.

Peki bu seçimde ne olur?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Başkanlık yolunu açacak, AK Parti’nin yeniden tek başına iktidara gelme şansı var mı?

Seçimlerin ardından yaşanan kaos, ülkenin adeta bir savaşın içerisine çekilmeye çalışılması, yıllardır uyuyan PKK’nın yeniden uyandırılması, bunlar AK Parti’ye artıyı getirmeyecek. Tamam HDP’nin oyları düşecek, hatta HDP yine baraj altı kalacak. Ama o oylar AK Parti’ye gitmeyecek…

Peki ondan sonra…

Açıkçası ondan sonrasını kestirmek zor. Bu ülkede öyle senaryolar yazılıyor ve oynanıyor ki, yarın neyle karşılaşacağımızı kestirmek mümkün değil…

Yüce Rabbim bu vatanın evlatlarını her türlü şerden korusun.

 

 LAF DEĞİL İCRAAT BÖYLE OLUR! 

Bir tarım kenti olan Sakarya, son yıllarda uygulanan yanlış tarım politikaları ve tarım alanlarının hızlı bir şekilde sanayiye peşkeş çekilmesiyle yok olurken, Sakarya’nın karış karış röntgenini çeken, deneyimli Köşe Yazarı Hasan Kurtiç’in ısrarlı yazıları, hükümet kanadını harekete geçirdi.

Şehrimize turizm alanındaki kazandırdıklarıyla tanınan ve sevilen AK Parti’nin yeni dönem Milletvekili, Cumhurbaşkanlığı eski Genel Sekreteri Prof.Dr.Mustafa İsen konuya el attı. Milletvekili seçildiğinde Sakarya’ya çok şey kazandıracağı inancında olduğumu yazmıştım. Mustafa İsen gerçekten Sakarya için büyük şanstı ve bugün tüm bürokratik  çevresi, devlet deneyimini ortaya koyarak sergilediği çalışma ile bizleri yanıltmadı.

Milletvekili Mustafa İsen’in girişimleri ile Sakarya’nın mevcut tarım potansiyeli ve sorunları, Sakarya’nın damadı olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker tarafından masaya yatırıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, milletvekillerimiz Ali İhsan Yavuz, Ali İnci, Recep Uncuoğlu’nun da katılımı  ile Tarım Bakanlığı’nda yapılan Sakarya Tarım Zirvesi’nde, Sakarya’nın önümüzdeki 5 yıllık eylem planı belirlendi.

Türkiye’de ilk kez bir il için yapılan bu toplantı, rol model olarak ortaya konulurken, Sakarya’da artık tarım arazilerinde kimse istediği gibi at koşturamayacak, tarım arazileri ve üreticiler korunacak.

Sakarya’da tarım ve üreticinin sorunlarını irdeleyen, ortaya koyan ve takipçisi olan Hasan Kurtiç’i kutlarken, lafta değil, icraatla hizmete açık olduğunu gösteren Milletvekilimiz Mustafa İsen’i de alkışlıyorum… Sakarya tarımı artık emin ellerde.